Genç Yazılar
Genç Hikayeler
Genç Şiirler
Genç Makaleler
Genç Fikirler
Genç Mizah
Haftanın Genç Yazısı
Genç Yazarlar Komitemiz
Üyelik İşlemleri

mail.jpg (2821 bytes)

Yazılarınızı göndermek için tıklayın

 
Bu yazı 200 kez okunmuştur.
Kütükler ve Ağaçlar

Kütükler ve Ağaçlar

 

Kimi rehber edinmişiz? Bize yakışan kim? Öyle bir rehber ki onun ilkeleriyle hareket ettiğimizde Allah’a yol bulabilmeli. Öteleri olduğu gibi bu hayatı da cennete çevirebilmeli. Bize yaşamaya değer bir hayat gösterebilmeli. Bu hayatın nasıl anlamlı yaşanacağını bize söylemeli.Yaşanası bir hayat nasıl olur, kendisinde görebilmeli. Ne için yaşamak gerektiğini bize söylemeli.

 

 

 

Kimi rehber edinmişiz? Bize yakışan kim? Öyle bir rehber ki onun ilkeleriyle hareket ettiğimizde Allah’a yol bulabilmeli. Öteleri olduğu gibi bu hayatı da cennete çevirebilmeli. Bize yaşamaya değer bir hayat gösterebilmeli. Bu hayatın nasıl anlamlı yaşanacağını bize söylemeli.Yaşanası bir hayat nasıl olur, kendisinde görebilmeli. Ne için yaşamak gerektiğini bize söylemeli.

 

Ne için yaşıyoruz? Sabahtan akşama kadar yaptığımız amelerimizi gözden geçirecek olursak... Ne uğruna yaşayıp ölmeyi düşünüyoruz? Kütük gibi istidatsız ölüp gitmek için mi? Yoksa toprağın altında inkişaf edemeden çürüyüp giden tohum gibi mi olacağız? Ne için yaşa dediler bize? Çağdaş bir hayatı imar, konforlu bir hayat mı bütün amaç ve gayret? Bunun için yaratılmış olabilir miyiz hiç? Bu kemik için bir ömür koşulur mu hiç? Bu kemik için dalaşmaya değer mi hiç? Ölüm döşeğinde hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçecek olsa koskoca bir hiç mi göreceğiz yoksa?

 

Abd makamındaki Allah’ı (c.c.) miraçda görebilme liyakatine ermiş Allah Resulü’nü (s.a.v.) bırakıp da; kemiğe çağıranlar, kendine çağıranlar ve peşlerine takılanlar ne de fena yanılıyorlar...

 

Sokaklara baktıkça işin ciddiyeti daha çok ortaya çıkıyor. O kılık kıyafeti Allah Rasulü tasvip ediyor olabilir mi hiç? Ne de kötü yanılmışız? Kimlerin peşine takılmışız? Mankenlerin mi?

Ne de kolay aldanmışız? Ne de ucuza gitmişiz? Allah’ı unutmak bu kadar kolay mı yani? Allah’ın emirlerini çiğnemek bu kadar basit mi yani? Allah’ın gazabını celbetme kaygısı taşımamak bu kadar mı olur? Hayranlık duydukları şeyler o kalbe zulüm olmuyor mu?

 

Dünyadaki hiç birşey marifetteki zevke yetişemez. Allah’ı bilmekten, tanımaktan daha lezzetli birşey var mıdır? Ama onu duyamıyorsak, onu hissedemiyorsak demek ki istidatlar açılmamış. Şimdi dünyanın en güzel suyunu al iç diyorsun, o su sana acı gibi geliyorsa inkişaf demeden çürüyen tohum gibi olma kaygısını taşımak gerekmez mi?

 

Allah’ın Hakkını bilmeyen neyi bilir? Allah’ın yoktan varedip, verdiği hesapsız nimetleri

görmeyen neyi görür? Allah’ın ilmini hiçe sayan neyi bildiğini sanır? Şükürsüzlük Hakka layık değil.

 

Hz. Mevlana; mürşid kitap olan Mesvevi’sinde şöyle buyurur:

 

“Arifin biri, yaşlı bir keşişten “Sakalın mı daha yaşlı, sen mi?” diye sorunca o, dedi ki,

“Ben, sakalımdan önce doğmuş, daha o yokken alemi görmüştüm.”

Bunu üzerine arif dedi ki,

Sakalın ağarmış, eski halinden geçmiş, sense hala kötü huyunu değiştirmemişsin! O, senden sonra doğduğu halde seni geçmiş, sense hala benlik, bizlik kuru sevdasındasın! Hala ilk doğduğun fikirdesin.Ondan öteye bir adım atmadın. Her an ekşi ayran gibisin, hala yağını ayıramıyorsun! Bir ömürdür ateşli fırındayken hala balçık küple hamursun. Gerçi heves rüzgarlarıyla kımıldıyorsun ama kuru ot gibi ayağın yerde sabittir. Musa Aleyhisselam’ın kavmi gibi kırk yıl Tih sahrasında kalmışsın. Sabahtan akşama kadar koşup duruyorsun fakat yine hep ilk merhaleye geliyorsun. Sen o buzağıya aşık oldukça üç yüzyıl geçse de kurtulman imkansız. Buzağıya meyilden kurtulmadıkça onlara Tih sahrası bir sapıklık girdabı oldu. Sen bu buzağıdan başkasından pek çok keremler buldun. O’ndan sayısız lütuf ve nimetler gördün. Öküz tabiatlı olduğun için Hakk’ın lütuflarını, buzağının aşkı gönlünden gideriverdi...”          

 

Boşa gitmemek duasıyla...     

 

Can Yılmaz

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

Ne için yaşıyoruz? Sabahtan akşama kadar yaptığımız amelerimizi gözden geçirecek olursak... Ne uğruna yaşayıp ölmeyi düşünüyoruz? Kütük gibi istidatsız ölüp gitmek için mi? Yoksa toprağın altında inkişaf edemeden çürüyüp giden tohum gibi mi olacağız? Ne için yaşa dediler bize? Çağdaş bir hayatı imar, konforlu bir hayat mı bütün amaç ve gayret? Bunun için yaratılmış olabilir miyiz hiç? Bu kemik için bir ömür koşulur mu hiç? Bu kemik için dalaşmaya değer mi hiç? Ölüm döşeğinde hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçecek olsa koskoca bir hiç mi göreceğiz yoksa?

 

Abd makamındaki Allah’ı (c.c.) miraçda görebilme liyakatine ermiş Allah Resulü’nü (s.a.v.) bırakıp da; kemiğe çağıranlar, kendine çağıranlar ve peşlerine takılanlar ne de fena yanılıyorlar...

 

Sokaklara baktıkça işin ciddiyeti daha çok ortaya çıkıyor. O kılık kıyafeti Allah Rasulü tasvip ediyor olabilir mi hiç? Ne de kötü yanılmışız? Kimlerin peşine takılmışız? Mankenlerin mi?

Ne de kolay aldanmışız? Ne de ucuza gitmişiz? Allah’ı unutmak bu kadar kolay mı yani? Allah’ın emirlerini çiğnemek bu kadar basit mi yani? Allah’ın gazabını celbetme kaygısı taşımamak bu kadar mı olur? Hayranlık duydukları şeyler o kalbe zulüm olmuyor mu?

 

Dünyadaki hiç birşey marifetteki zevke yetişemez. Allah’ı bilmekten, tanımaktan daha lezzetli birşey var mıdır? Ama onu duyamıyorsak, onu hissedemiyorsak demek ki istidatlar açılmamış. Şimdi dünyanın en güzel suyunu al iç diyorsun, o su sana acı gibi geliyorsa inkişaf demeden çürüyen tohum gibi olma kaygısını taşımak gerekmez mi?

 

Allah’ın Hakkını bilmeyen neyi bilir? Allah’ın yoktan varedip, verdiği hesapsız nimetleri

görmeyen neyi görür? Allah’ın ilmini hiçe sayan neyi bildiğini sanır? Şükürsüzlük Hakka layık değil.

 

Hz. Mevlana; mürşid kitap olan Mesvevi’sinde şöyle buyurur:

 

“Arifin biri, yaşlı bir keşişten “Sakalın mı daha yaşlı, sen mi?” diye sorunca o, dedi ki,

“Ben, sakalımdan önce doğmuş, daha o yokken alemi görmüştüm.”

Bunu üzerine arif dedi ki,

Sakalın ağarmış, eski halinden geçmiş, sense hala kötü huyunu değiştirmemişsin! O, senden sonra doğduğu halde seni geçmiş, sense hala benlik, bizlik kuru sevdasındasın! Hala ilk doğduğun fikirdesin.Ondan öteye bir adım atmadın. Her an ekşi ayran gibisin, hala yağını ayıramıyorsun! Bir ömürdür ateşli fırındayken hala balçık küple hamursun. Gerçi heves rüzgarlarıyla kımıldıyorsun ama kuru ot gibi ayağın yerde sabittir. Musa Aleyhisselam’ın kavmi gibi kırk yıl Tih sahrasında kalmışsın. Sabahtan akşama kadar koşup duruyorsun fakat yine hep ilk merhaleye geliyorsun. Sen o buzağıya aşık oldukça üç yüzyıl geçse de kurtulman imkansız. Buzağıya meyilden kurtulmadıkça onlara Tih sahrası bir sapıklık girdabı oldu. Sen bu buzağıdan başkasından pek çok keremler buldun. O’ndan sayısız lütuf ve nimetler gördün. Öküz tabiatlı olduğun için Hakk’ın lütuflarını, buzağının aşkı gönlünden gideriverdi...”          

 

Boşa gitmemek duasıyla...     

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

Belirtilmedi
Bu yazıya oy verin < çok iyi > < iyi > < orta > < vasat > < kötü >
 
Genç yazarlar Kulübü / Web Tasarım : Orhancam