gözlerimden süzülen iki damla yaştı sevdam.umutsuzlar ülkesinde karanlık odama sızan gün ışığına aldanışımdı.dudağımda asılı kalan asırlık bir sevda türküsü.ulaşılmaz olandı,hep içimde kalan. tarifi olmayan sıkıntılı bir gündü işte.hani gel dediğin.saatleri ardarda sıralayıp bir türlü beklenen vaktin gelmediği sıkıntılı bir gün.umutlarımı ve içimdeki o kara yalnızlığı bir çantaya tıkıştırıp kendimi bir otobüse atmış ve sana....... sana yani hayatıma yol almıştım.sen sevme hevesim yaşama yeniden sarılma nedenimdin.tutunduğum kırılmayacağını umduğum son dal.sen tüm benliğimle son kez ama son kez güvendiğimdin.yağmurun yollarla seviştiği bir kac saat daha...sensizlik esaratinde kalacağım birkaç saat.sensizlikte bile seni yaşamayı öğreten birkaç saat. başımı cama yaslayıp hep mırıldandığın bir şiiri sayıkladım yol boyunca.aslında ne kadar da açıkca anlatmıştın bu aşkın imkansızlığını bana her defasında. GİT BAŞIMDAN AYSEL BEN SANA GÖRE DEĞİLİM HEM KÖTÜYÜM KARANLIĞIM BİRAZ DA ÇİRKİNİM vakit sana kavuşma vaktiydi oysa.dudağımda bu mısralar indim otobusten.karşımda her zaman ki buruk gülümsemen ve sen.hayatı tiye alan alaycı lafların birde keşke gelmeseydin uzaktan sevmek istiyordum diyen ama kendine söz dinletemeyen sıcacık bakışların.kaç vakit sarıldık hatırlamıyorum.ne kadar uzundu konuşmalarımız.sevişmelerimiz ne kadar kısaydı hatırlayamıyorum.seni yanı hayatımın tümünü bir geceye sıkıştırıyordum.tıpkı umutlarımı ve sıkıntılarımı bir el cantasına sıkıştırdığım gibi. sabah sen uyandığında ben yoktum.içinde umutlarımın,sıkıntılarımın.korkularımın ve en çok da sensizliğimin içinde saklı olduğu çantayla bir otobüse atlayıp imkansızlığından kaçtım.ve sen yine hayatına kaldığın yerden ben hiç olmamışım gibi devam ettin.cünkü sen sevilmeyi çünkü sen uzaktakini sevmeyi sevdin.çünkü sen bir daldın ve kırılacaktın.imkansızdın.