| |
|
|
|
Bu yazı 25.09.2011
tarihinden
beri
1162
kez okunmuştur |
| Yazının
Başlığı |
Yazar
Adı |
Gönderilme
Tarihi |
|
Son Mektup |
Belirtilmedi |
25.09.2011 |
|
Bu son.
Bir daha senin için elime kalem, önüme kağıt almayacağım. Ne düşündüğümü bilmeyeceksin bundan sonra, anlatmayacağım; ne sana, ne başkasına… Uzun uzun konuşmalarda yapmayacağım bundan sonra seninle. Kalkmasın gözlerinde ki perde umrumda değil. Kirlenir mi? Kirlenir elbet.
Bundan sonra seni kıskanmayacağımda tabii. İstediğin yere git, istediğin pilici tak koluna, dudaklarını kirlet. Oynasınlar seninle, umrumda olmaz. Gidip başka kucaklarda ağla mesela, ben artık yokum ya.
Gözlerimi de göstermeyeceğim sana bundan sonra. Normalde de bakmıyordun zaten ama bu umrumda dahi değil artık. Bu gözler başka gözlere iliklenecek artık anladın mı? Niye mi? Öyle emrettim. Senin o kıt beyninin anlamadığını başka gözler anlayacak. Elbette başka biri olacak.
Bu son.
Bu en en son mektup. Öncekilere benzemez. Göz yaşı dökmeden yazdığım ilk mektup. Çok özel. İster oku, ister okuma ben söyledim ya, ben yazdım ya gerisi umrumda değil, nasıl olsa bu son.
Ve bu dil bir daha adını zikretmeyecek.
Bir daha karşılaşmayacağızda.
Ve çocuklarımızda olmayacak, özenle, zevkle düzenlediğimiz, hayal ettiğimiz evimizde.
Bir ilişki kadın gittiğinde bitermiş; kadın sevmediğinde, kadın vazgeçtiğinde. Sen istediğin kadar git umrumda değil ama;
Gidiyorum, bak bu son mektup. Çünkü artık seni sevmiyorum.
Vazgeçtim, bak bu son mektup. Çünkü artık seni beklemekten yoruldum.
Sen farklı farklı bedenlerle uyanırken her sabah, ben her gece farklı farklı yollar denedim uyuyabilmek için.
Sırf sen istedin diye hayatıma aldıklarımı bırakıp, sırf sen istedin diye yarı yolda bıraktıklarımı yanıma alıp gidiyorum. Uykusuz gecelerimi, kırık kalbimi sana bırakıyorum. Ağzında sakız olmuştu zaten. Başka bir kalp beni bekler, ben gidiyorum.
Bu son.
Artık ne yapacağın, kimi seveceğin, kimi öpeceğin umrumda değil.
|
|
|
|